küçük kırmızı yengeç

çekilince kelimeler geldikleri aya
açığa çıkıyorsun takviminde bir güneşin
ve sonra geri dönüyorlar gittikleri uzaktan
gömüyoruz kendiliğimizi dudaklarına
bir sonraki çıplaklığına kadar
kırmızı kıskaçlarımızın

toprağa inen günlerin uçuculuğuyla kanatlanmış olan sen
hep böyle yeneceksin bizi
söyleyip susarak
gelip giderek
hep böyle
şah mat ve cezir…

Reklam

SOBA

kim bu akan suyun hısmı
kim bilir çocukluğunu
buz kestiğinde kış
kim düşürdü dalından aklına ıhlamur kokusunu
kim yardım etti ona taşırken yaprağın solgun damarını
-galiba ayraç olmaya gidiyordu iki denizin kavgasına-
tez canlı arıların döllediği günlerde
herkes bağlıyken kesilmiş yerlerinden hâlâ annesine
sürdürdü ağzıyla koşan bir hayvan olmayı o
bizce son günüydü kışın
sobayı yakmıştı üşüyenimiz
çay koymuş tanrıyı bekliyorduk…20.03.22

yeni gün

gün yükseliyor
dal budak boynuzları gibi otlardan başını kaldıran bir geyiğin
uzağına yaklaşsak da
hâlâ uzak
denizin ufkunda erken kırılan aydınlık…23.03.22

lejant lazım sana

çık sözün yörüngesinden
git evin kuzey odasına
gör tavandan ağan suyun çizdiği
topografik haritada
iç içe geçmiş hüzün halkalarını
bul memleketin sandığın denizden yüksekliği…23.03.22

kaleler

kimden kaleler yaptık
ıslak kimleri doldurduk plastik kalıplara
ve çıkarırken hayatımızdan yıkılmasınlar diye
çocuksu bir özen gösterdik
bıraktık
bizi
çağırınca daha büyük dalgalarda yuvarlanmak fırsatı
umursadık mı
kim kurudu
kim ağlıyor hâlâ…22.03.22

KENDİ BAŞINA PİYASA

karanlıkta parlayan kimyasal sözlerin arasında uçuyor
bilemeden hangisine konacağını
ortaya karışık saçılmış son dizeleriyle erken bir şair ölümü
geride öbeklenmiş  sonraya bitişemeden düşen sesler
eski âdetlermiş
sanki menzilinden sapmış fır dönen semazenlermiş bir zincir mağazanın açılışında
kalın kurdalemiz kesilmiş
takmış yüzükleri Yimpaş holdingin ceosu
takmış koluna beni Kuyumcular Çarşısına beşibirlik almaya getirmiş özsermayesi vakitsiz şair ölümleri olan bonservisi elinde piyasa…

CİNLER DUMANDAN

Muhammed Siyah Kalem 15.yy

Bu cinler var ya oradan oraya koşuşan
dumandan kıçlarıyla deviren eşyaların görüngülerini
sığınan değişken anlamlarına
yansıyan şeylerin çizdiği haritanın
bu cinler var ya bu cinler
sebepsiz sonuçlar gibi ipsiz sapsız
belki de nar cinleridir bu cinler
yarılmış kabuğun tane tane kanamasıdır
yarılmış kabuğun tane tane kanaması dur…

20.02.2022

KARLI BİR DAĞIN YAMACINDA

Derin denizlerde ve kan çanağı göllerde
yunmuş ormanlarda ve kuş çalılıklarında
saklanan o sözü
sana getireceğim
kopuk çamaşır iplerine ve sokak köpeklerine
köşeleri kırılmış kar tanelerine ve
oyuna alınmayan değişiklere
kılıfını kedinin yırttığı kanepeye ve döküm tencereyi elde yıkamanın zorluğuna
bir limon ferahlığı getiren o söz zaten seni bulamazsa nedir
küçük küçük ölesiliklerden
mevsimlerin görünmez kıldığı direklere asılı kayıp ilanlarından
trafikte sıkışıp kalmaktan ve tansiyon ilacımın piyasalardan çekilmesinden başka
oysa sınırsız kitaplardır seni olan söz
boş inançların noktalamalarından sıyrılmış
saçlarına örülüp çözülmüş dalgaların sesiyle okumalı onu
durmalı durmalı ve vurmalı çalgılar
uyarak içinde titreşen ritime
birki birki birki ve birkiüçdört…

15,02,22

KOMİ CAN’T COMMUNİCATE

Hayli sıcaklık farkı var içlerim arasında
Varlığımın rutubetinden diz(e)lerim ağrıyor
Gözbebeklerim gerektiğince titremek için büyüyor ergen aşk hikayeleri anlatan capon çizgi filmindeki kadar
Ve küçüldükçe gayrisafimillihasılattaki gramajım
neden gayret sarfedeyim gâvur olmamak için
Eve gitmeden soğuyorum o evin çatısının altından
ve daha minnak valizlerle taşınıyorum bütün evrelerimden
Aynı duyguyu
paramparça olana kadar her gün geçiriyorum sıfatıma
çürüdü bu yüzden dolaplarda benlerime giymediğim pambık gibi tambenlikler
boşuna dokundu birbirine ipliklerin renklerindeki mevsimsel geçiş
Bir itim uzağindayim beni olmayan kaygıların
Çağırırsalar ihtiyaç anında
sürtünmesiz bir zeminden hareketle
sabit ivmem eşliğinde koptura koptura gelirim
Ama şimdilik al sana benden bir sayanora saygı eder sevgilim
O günkü kur üzerinden çekingen bir hoşçakal

Kasap havasıyla asılmaktır rutubetin ilacı
pastırma kurutan dağ rüzgârlarına…

27.01.22


YARIM PAKET

Kış göğünde yıldızlar
Işın kıymıkları
Ve aynı aydınlıktan kefene sarılı cennetlik cesetleriyle iç cebimde on ölü cigara
tütüyor ciğerimdeki şimendifer bacasında
Gırtlağım zifir
Ağzımda cep kanyağına bulaştıkça
titrek, yassı sözler
Yayılıyor kulaktan kulağa
günlüklere yazılmamış arzu
Kayıp harfler duvarları jiletliyor
Yayılıyor havaya üflediğimiz ucuz bulut Uçamayan hayvanlara verdiğimiz o sadaka
Uzaklaşıyor sokağa bırakılmış sevgililer
kalkan bir tren fiyakasıyla
İç cebimde on ölü cigara
Çakar çakmaz çakan bir çakmak
Ortası oyuk şeylerin hepsi kül tablasıdır
Söndürebilirsin dirilttiğin her cigarayı henüz kazılmamış mezarımda…
16.01.22